alıntımetin

“İnsan Kendisine Biçtiği Değer Kadar Değerlidir”

-POP (2)
Posted: 8 Mart 2016, 14:39   /   by   /   comments (0)

Sporcu kimliğinizin yanında medyanın da farklı alanlarında çalışmalarınız var. Bu da aslında birden fazla kimliğe tekabül ediyor. Bu çalışmalarınız sırasında kadınların erkeklerden daha farklı muameleye maruz kaldığı bir duruma şahit oldunuz mu?

Kadın her türlü baskıyı yaşıyor. Aile, arkadaş, mahalle… Bunların altından kalkabilmesi için öncelikle kadının kendini insan olarak sahiplenmesi gerekiyor.  Ben nasıl ayakta durabilirim ve kendimi geliştirmek için nasıl bir vizyona sahip olmalıyım diye düşünmesi gerekiyor. Bunlara sahip olduğu anda yapamayacağı hiçbir şey yok. İşin özünde, kadın ve erkeği aynı kefeye koymayıp ayıranlar utansın…

Geleneksel olduğu kadar modern bir ailede yetiştiğim için şanslıyım. İş tarafında ise medyanın zaten bilinen bir zorluğu var. Bu sektörde yer alabilmek için büyük bir rekabete girmeniz gerekiyor. Aslında tam rekabet de diyemeyiz çünkü iyi olanın hak ettiği yeri görebildiği bir mecra olduğunu düşünmüyorum. Kadınların erkeklere göre şöyle bir avantajı olabilir… Güzelse, kendini güzel ifade ediyorsa belki birkaç adım daha ön plana çıkabiliyor. Bu da kadının görselliğinden kaynaklanıyor.

Bu durum sistemin ataerkil olduğunu gösterir diyebilir miyiz?

Aynen öyle.  Kesinlikle bunun yanında değilim. Yurt dışında bir televizyon kanalında haber sunan bir kadının etnik kimliği, fiziği gibi özellikleri yaptığı iş açısından bizdeki kadar belirleyici olmuyor.  Aslında kadını besleyecek olan faktör bilgidir. Her ne konuda olursa olsun bilgili olursanız, karşılaştığınız her erkek sizi kabul etmek durumundadır. Böyle bir eşitliğin sağlanması lazım…
Aslında motto da bu olmalı. “Kadın ve erkek eşit; ama insanlığa en yakın duruş”

Bunu  ve bilginin önemini biraz açabilir miyiz?

Bir iş yapılacaksa o işi kim daha iyi biliyor ve yapıyorsa o yapmalı. İşi bilen Ahmet’se o yapsın; Başak’sa Başak yapsın. Kadın veya erkek olması bir fark yaratmamalı. Biz hiçbir zaman iyi olanın peşinden gitmiyoruz. Tam tersine iyi olan kimse onu aşağıya çekmeye çalışıyoruz. Herkes birbirini ezerek yol almaya çalışıyor, bunu yapmadan yükselmeye çalışan yok denecek kadar az. Burada da bir kadın erkek ayrımından bahsetmek aslında anlamsız. Erkekler diğer erkekleri eziyor, kadınlar hemcinslerini ezmeye çalışıyor. Herkes birbirini aşağı çekerek üzerine çıkmaya çalışıyor.

Bunun yanında “Kız çocuklarını okut kampanyası” ya da “kız gibi düşün kampanyası” gibi çalışmaları yapmak zorunda olmamalıyız. Öyle bir şartlandırılmış durum var ki, bunu aşmak için özel bir çaba harcamak zorunda bırakılıyoruz. Bu şartlandırmalar bizim bakış açılarımızda ayrıştırma yaratıyor. Din, dil, mezhep, cinsiyet gibi konuların tümünde ayrımcılık da bu şartlanmalardan geliyor.

Kadınların kariyerlerinin toplumun “annelik rolü” algısı yüzünden etkilendiği söylenir. Sizin buna bakışınız nasıl?

Bu tamamen bir tercih konusu. Ben tercihimi kariyerden yana kullandım. Sonuçta ülkenin şartları belli. Asgari ücret belli, emekli maaşı belli…  Bir kadın olarak nasıl yaşarsın, hayatını nasıl idame ettirirsin, kendi ayakların üzerinde nasıl durursun, bunları düşünmek zorundayız. En önemlisi de nasıl bir çocuk doğurabilirsin ve onu düzgün bir şekilde büyütebilirsin konusunu düşünmek gerekiyor. Bunlar her zaman sıkıntı ve ben tercihimi kariyerden yana kullandım. Kariyerim adına birçok hedefim var. Hayallerim ve yapmak istediklerim var. Az önce bahsettiğim sıkıntılardan dolayı henüz hayata geçiremediğim hayaller bunlar ve sadece Türkiye değil, uluslararası boyutta hedefler. Bunların tümü zaman gerektiriyor ve bu süreçte bir kadın olarak fedakarlık ettiğim çok şey var; aile kurup anneliği öteleme de bunlardan biri.

Eşit algılanması gerektiğine ve ayrımcılık yapılmaması gerektiğine şüphe yok. Fakat kadının erkekten farklı olduğu yönler yok mudur?

Kadınlar daha duygusal. Mutlu olduğu yerde onu kesinlikle durduramazsın. Ben işimi yaparken çok mutluysam, dile benden ne dilersen. Benden 5 saat yayın iste ben sana 10 saat de çıkartırım. Fakat bunu yaratabilmek için de kadının kendisini her şeyden önce “insan” olarak vizyonuyla bir yere koyabilmesi gerekiyor. Bu yüzden bulunduğun aile, yaşadığın şehir, arkadaşların, iş ortamın önemli. Bunların hepsi şekil veriyor.

Doğamız gereği ya da evrensel algı gereği erkeğin kadına yönelik davranışlarında bir çeşit nezaket, kibarlık gibi arayışlar var. Bu davranışsal farklılıkların da bir çeşit ayrımcılık olduğunu düşünüyor musunuz?

Eğer konu bir erkeğin bir kadına kapıdan geçerken yol vermesi gibi bir şeyse ben de aynı şeyi bir beyefendiye yapmaktan hiçbir zaman gocunmam. Ya da bir ortamda bir şeyler yiyip içtiysek, hesabı ödemekten çekinmem. Olayı son derece “eşit” gördüğüm için herhangi bir ayrım yapamıyorum.

Dünya kadınlar günüyle ilgili vermek isteyeceğiniz bir mesaj var mı?

Bir insan kendisine biçtiği değer kadar değerlidir. Kendimize değer vermeliyiz, kadın ya da erkekten önce insan olarak.  Hangi işi yaparsan yap, en iyisini yaparsan “vay be, gerçekten hakkını verdi” derler. Kadın için de erkek için de derler. Belirleyici faktörler de insanlık, farkındalık, bilgi, birikim ve kültür.

Cinsiyet bu faktörler arasında yok…

Hayır yok. O yüzden “kadın da erkek de eşit, ama özünde insanlık” diyorum.

Comments (0)

write a comment

Comment
Name E-mail Website