Giriş Gelişme Sonuç

Spotların Dışı

sarunas-jasikevicius-zalgiris-kaunas-eb16
Posted: 30 Mart 2017, 15:47   /   by   /   comments (0)

Euroleague her sene olduğu gibi çeyrek final öncesi alev almış durumda. Son 8’e kalacak takımlardan 7’si belli ve bunlardan 3’ü de saha avantajına sahip olmayı garantiledi ancak normal sezonu kimin 4. tamamlayacağı ve eşleşmelerin nasıl olacağı büyük merak konusu. Yeni formatıyla birlikte uzun ve yorucu bir normal sezonun son dönemecini basketbolseverler büyük bir heyecanla beklemekte. Ancak zirveye oynayan takımların yanında yıl boyu bu heyecanın korunmasını ve rekabetin üst seviyede kalmasına sağlayan önemli yan parçalar da var. Hatta belki de onlara yan parça demek bile biraz haksız kaçıyor.

Heyecan

Şu ana kadar oynadığı 28 maçın 6’sını tek pozisyon farkla kaybetmiş bir takımdan bahsediyoruz. Hatta bunlara ek olarak 4 tane de 5 sayı ve altı farkla kaybettiği maç var. Sürekli oyunun içinde olan, geçen sene Bourousis’in Baskonia’da yaptığına benzer şekilde beklenti üzeri oyunuyla takımının performansında aslan payına sahip Nicolo Melli’nin önderliğinde doğru basketbol oynayan, maç içinde fark açılsa da bir şekilde oyuna tutunan ve sonunda genelde kaybeden bir takım bu seneki Brose Bamberg. Koçları Andrea Trinchieri, başarısız ve kısa bir Yunanistan Milli Takımı kariyeri dışında son yıllarda Avrupa basketbolunda güzel işler yapmış bir isim. Genelde görece daha kısıtlı bütçelerle kurulmuş takımlardan beklenti üstü verim alıyor. İtalya’da Cantu’yla iki sene üst üste Euroleague’de çok da ezilmeden verdiği mücadele sonrası Unics Kazan’a Eurocup finali oynatmıştı İtalyan koç. Ardından geldiği Bamberg’de Alman ligini son iki sezonda da kazandı ve geçen sene 3’lü averajla kıyısından döndüğü çeyrek finale bu sezon uzak kaldı. Başta bahsettiğimiz karneye bakınca aslında oraya çok da uzak bir takım oluşturmamış Trinchieri. Ancak son toplarla kaybedilmiş maçlarla birlikte Brose seyircisini birkaç yıl yaşlandırmış bir dönem olarak tarihteki yerini aldı bu sezon. Kâğıt üzerinde favori görünen rakiplere özellikle iç sahada büyük problem çıkaran, rakiplerin maçtan önce kağıt üstünde galibiyet yazamadığı Brose’nin bu sezondan aldığımız keyifte katkısı büyük. Tabi ki en beklenmedik galibiyeti dört hafta önce artık pek iddiası kalmamışken Abdi İpekçi’de Efes’e fark atarak alan Brose’nin bu perşembe bizim keyfimize katkı vermesi için evinde Darüşşafaka’ya karşı benzer bir performansı göstermemesi gerekiyor!

Andrea-Trinchieri-Brose-Bamberg-Daniel-Löb-Kathinka-Löb

Lider

Sarunas Jasikevicius (nam-ı diğer Saras) henüz 41 yaşında ve Euroleague’in hâlihazırdaki en genç koçu. İki sene yardımcı koçluk görevinden sonra başantrenör olarak ilk sezonu. Elinde de bu seviye için ortalama altı bütçeyle kurulmuş bir takım var ve büyük yıldız içermeyen bu takım sezona da 1-5 derecesiyle başlamıştı. Sonraki 22 maçtaki derece 12-10! Bu gelişim başlı başına bu sezonun en vurucu konusu belki de. Ancak an itibariyle çeyrek final sınırından iki maç geride ve matematiksel olarak şansını yitirmiş bir takım olduğundan hak ettiği ilgiyi görmüyor. Saras’ın oyuncuyken neler yaptığı bu yazının konusu değil ancak hem kulüp hem de milli takım seviyesinde kazandıkları ve bu başarılar kazanılırken gösterdiği büyük liderliği, oyun bilgisi ve kazanma karakteri basketbolseverlerin malumu. Onu izleyenlerin ve hatta onla çalışan koçların bu özelliklere sahip olan bu adamın ileride iyi bir koç olacağını düşünmeleri çok normaldi ancak, özelliklerini bu kadar kısa zamanda saha kenarında da göstermesi ayrıca takdiri hak ediyor. Dış sahadakinden (7-7) daha düşük iç saha performansına (6-8) sahip olarak imza atılan absürtlük olmasa veya Jankunas’ın üst düzey bireysel performansına yaklaşan bir başkası çıksa belki de çeyrek finale çıkarak peri masalı yazacaktı Zalgiris; ancak sezon boyu gösterdikleri performans da hiç aşağı kalır değildi!

sarunas-jasikevicius-zalgiris-kaunas-eb16

Kültür

Belgrad’da bir takım sessiz sedasız bir şeyler yapıyor. 2013’ten beri aynı koçun yönetiminde önce Euroleague ilk turunda elenip (ki o sezon Eurocup’ta devam edip yarı final oynadı) sonraki sezon Top16 ve sonrakinde de çeyrek final görüyor. Hatta çeyrek final gördüğü geçen sene, eşleştiği CSKA’yı 2.maçta evinde baya terletiyor ancak son topta maçı kaybediyor. Bu sene de yine çeyrek final sınırında ve temsilcimiz Darrüşafaka’nın tek maç önünde kıyasıya bir mücadelede. Bu takım bunları yaparken kadronun iskeletini oyuncu fabrikası olan ülkelerinin mensuplarından oluşturuyor. Onların yanına da kısıtlı bütçelerinin el verdiği ölçüde, rotasyona katkı verecek yabancıları katıyor. Avrupa’nın herhangi başka bir yerindeki aynı imkanlardaki bir takımın sahip olamayacağı iddiaya sahip olmak o toprakların getirdiği kültürün bir parçası. Zaten Sırbistan’ın büyük yıldızları Avrupa’da başka takımlarda veya NBA’de önemli roller alarak oynuyorlar. Ülkede kalanlar ise, dolu tribünler önünde rakipleri boğan atmosferlerde sahaya koydukları yürekle ve sürekli doğru basketbol oynayarak mücadelelerine devam ediyorlar. Euroleague’in en düşük bütçeli takımlarından biri olarak yazdıkları hikayeler de bu yüzden takdire şayan. Sırp takımlarını son yıllarda bu seviyelerde 2008 ve 2009’da üst üste iki sene çeyrek final oynayıp 2010’da da Final Four gören ve yarı finalde uzatmada Olympiakos’a kaybeden Partizan’ın yaptıklarıyla görmüştük. Ezeli rakipleri de bu başarılara yarıştığı diğer takımlara kıyasla daha mütevazı kadrolarla ulaşmıştı ve aynı yoldan giden Crvena Zvezda’nın (nam-ı diğer Kızılyıldız) bu seviyelerde kalıp kalamayacağını merakla (ve umarım hayranlıkla) izlemeye devam edeceğiz!

Derby-Direct-Crvena-zvezda-euroleague-celebration-with-fans

Sporda genelde kazananın daha çok konuşulması ve spot ışıklarının önünde olması çok doğal. Ancak bu durum, genel mücadelenin ve heyecanın diğer paydaşlarını unutmak anlamına gelmiyor. Bu yazı da bu sene Euroleague sezonunu daha zevkli kılan bu takımları unutmamak, onların mücadelesi adına tarihe bir çentik atmak amacıyla yazıldı. İnanıyorum ki bu takımların yaptıklarından diğer “büyük”lerin örnek alabileceği bir sürü ders çıkar. Onları izlerken aldığımız keyfi “büyük” diye lanse edilen diğer takımlardan alamamak da zaten bunun en büyük kanıtı.

 

Burak BALCI

Comments (0)

write a comment

Comment
Name E-mail Website