Markaj

Rüzgarın Sakladıkları: Tolga Yazıcı

kusbakısı-min
Posted: 10 Şubat 2015, 05:40   /   by   /   comments (1)

Bugünlerde çok konuşulan Atatürk Olimpiyat Stadı’nı bir de stadın yöneticisinden dinleyelim istedik. Olimpiyat Stadı Tesis Müdürü Tolga Yazıcı, stadın geleceği ve daha bir çok konuda Tandem ekibine samimi açıklamalar yaptı.

Tolga Yazıcı: Bakın bu salonda şu anda Balkan Atletizm Şampiyonası yapılıyor. İnanıyorum ki, bu yarış başka bir Balkan ülkesinde yapılsaydı muhtemelen bu salon ağzına kadar dolu olurdu. Bunun tanıtımla, billboardla alakası yok. Bu kültürle alakalı bir şey. Bu kültürün topluma yansıtılmasındaki en büyük etkenlerden birisi de medya.

Tandem: Yöneticilerin bu konudaki inisiyatifi ne olabilir? Yöneticilerin daha çok müdahil olması gerekmez mi?

Tolga Yazıcı: TAF’ın bütçesi devlet tarafından tahsis edilen paraya bağlı olarak değişir. Mesela benim bildiğim, Futbol Federasyonu’nun bütçesi yıllık yaklaşık 600-700 milyon dolar civarındadır. Basketbol da benzer şekilde. Devlet atletizm bütçesini minimumda tutuyor. Tamer Bey (Türkiye Atletizm Federasyonu yetkilisi), TAF’ın yıllık bütçesi ne kadar? Futbol, basketbol gibi sporlar ile kıyasladığımızda ne durumda? Yeterli mi mesela?

Tamer Kılınç: Daha fazla olsa daha farklı işler yapılabilir.

Tandem: Düşündüklerinizi hayata geçirebilmek için gereken bütçenin ne kadar altındasınız?

Tamer Kılınç: Mesela bu yılki bütçemiz 26 milyon. Yaklaşık %40 altındayız. Atletizmde sponsor bulmak zor. Futbol, basketbol gibi değil. Sponsor sıkıntısı yüzünden bütçeyi de arttıramayınca devletin verdiği bütçeyle geçinmek zorunda kalıyoruz. Bu para da zaten organizasyonlar için harcanıyor.

Tandem: Bu para tamamen devletin verdiği para mı?

Tamer Kılınç: Devletin verdiği bütçe yaklaşık 16 milyon. Kalanı için; uluslararası federasyonlardan gelen yardımlar var, kendi açtığımız kurslar var, Turkcell’in 2020’ye kadar bir sponsorluğu var. Hepsi birlikte bu şekilde oluyor.

genel plan

Kurumlar Arasında Koordinasyon Yok

Tandem: Kids Athletics projesinin bu noktada önemine değinmek istiyoruz. Projeyi, “Olimpiyat Stadı çevresindeki ilçelerden çocukların okul çıkışında servislerle stada getirilerek onlara atletizm ve olimpiyat kültürünün aşılanması” olarak tanımlayabiliriz. Sizce bu projenin getirdiği şeyler ne olabilir?

Tolga Yazıcı: Kids Athletics; Başakşehir ve çevre ilçelerinde ikamet edip tesislere ulaşamayan çocuklara bir atletizm kültürü yaratmak, eğer bulunabiliyorsa profesyonelleşecek sporcuları genç yaşta bularak bir atletizm kariyerine yönlendirmek amacıyla TAF tarafından geliştirilmiş bir proje. Federasyon beş atletizm antrenörüyle sözleşmeli olarak anlaştı. Bu antrenörler Olimpiyat Stadı’nda Mayıs 2014’ten itibaren çalışmaya başladılar. Yaklaşık 2500 çocuğu taramadan geçirdiler. Bildiğim kadarıyla bu çocukların yaklaşık 700 tanesi düzenli programa alındı ve bunlar İstanbul’un Enka, Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Üsküdar Belediyesi gibi büyük atletizm kulüplerinde lisanslı hale getirildi. Resmi yarışlarda bu çocuklar koştu. Kış ayları geldiğinde salona geçme durumu oldu. Ama Başakşehir ve Ataköy arasında mesafe var. Bu da taşıma problemini ortaya çıkardı. Sosyo-ekonomik yapıları da eklediğimizde bu çocukları haftada üç-dört gün buraya getirmek zorlaştı. Doğal olarak sayı düştü. Ama sanıyorum ki hala devam eden öğrenciler var. Bana göre federasyon burada amacına ulaştı ve önümüzdeki sene de buna devam edecek.

2020 Olimpiyat Adaylığı: Spor Kültürümüz Yok, Acele Ettik, Ders Çıkaramadık

Tandem: Atatürk Olimpiyat Stadı’nın olimpiyat başvuruları için önemi ve konumu nedir? Olimpiyatlar için yeterli bir stadyum mudur?

Tolga Yazıcı: 1993 yılında mevcut siyasi irade, İstanbul gibi metropol bir şehir için olimpiyat adaylığı başvurusu çalışmalarına başladığında IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), bir olimpiyat köyü kurulması için İstanbul’un arazi sunmasını istedi. O dönemde bile İstanbul içinde 580 hektarlık, bu kadar kapsamlı bir projeyi karşılayacak arazi bulmak zordu. Bunun sonucunda, medya ne kadar tersini iddia etse de, bana göre çok doğru bir hamle ile Başakşehir ilçesinde, TEM Otoyolu’nun kuzeyinde bir alan tahsis edilmiş oldu Spor Genel Müdürlüğü’ne. Yapımının ardından stadyum; IAAF’de uluslar arası şartları karşılayan, UEFA’da ise 5 yıldızlı elit kategoride yer alan stadyumlar arasına girdi. Stadyum 14. yılına girerken artık renovasyon zamanının geldiği bir gerçek. 2013 Ağustos ayından itibaren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Kadir Topbaş’ın bizzat talimatı ile metro istasyonu inşaatının tamamlanması ve düzenli seferlerin başlamasıyla birlikte -bulunduğu koşullar da göz önüne alındığında- mimari olarak bazı değişiklikler yapılıp tamamen üstü kapalı bir stat haline getirilmesi de mümkün ve yararlı olabilir. Bunların yapılabilmesi için 100 milyon lira civarı bir bütçe ve etrafındaki arazinin de korunması gerekiyor. Bu şekilde bir revizyon ile stadyum, olimpiyat adaylığı süreçlerinde amiral gemisi olma özelliğini koruyabilir. Stadyum IAAF Class I kapsamında bir atletizm kompleksi olmasına rağmen 14 yılda sadece 5 kez uluslararası atletizm yarışmalarına ev sahipliği yapabildi. Stadyum hep futbol ile anıldı ve hala anılmaya devam ediyor. Bu en önemli algı sorunumuz. Ayrıca olimpiyatları zaten ne stat, ne de olimpiyat köyü alır. Olimpiyatları şehir alır. Şehrin altyapısı, olimpiyatlara katacağı vizyon önemlidir. Sporcu yetişmesi, insanların sosyokültürel katma değerleri, spora bakış açıları ve verdikleri önem çok mühim.

Tandem: Bu noktada olimpiyat adaylığının aceleye geldiğini düşünüyor musunuz? Bahsettiğiniz sosyokültürel etkileri orta vadede yükseltmeye çalışmak, ülkedeki spor algısını ve sporcu niteliğini geliştirmek çok daha sağlam ve yararlı bir adaylık sürecini beraberinde getirmez miydi? Mesela 2020, 2024 değil de 2032 hedeflenemez miydi? Sadece ekonomimizi ön plana çıkararak bir adaylığa başvurmak yerine 10-15 yıllık bir çalışmanın sonucu, her alanıyla hazır olduğumuzu hissettirdiğimiz bir adaylık daha sempatik olmaz mıydı?

Tolga Yazıcı: Adaylık süreci çok yönlü bir süreç. Bence ülkemizdeki son on yıllık ekonomik gelişim; kararlı, istikrarlı bir siyasi iradenin varlığı ve projeleri gerçekleştirebilme gücü İstanbul’u Tokyo ile finale taşıdı. Ancak elbette bunlar tek başına yeterli olmuyor. Ben de 2032’yi hedeflemenin doğru bir karar olacağını düşünüyorum. Hatta adaylık süreci sonrası bu konuyla ilgili iki makale de yazdım. Ekonomik etkenlerin dışında IOC’ye ülke ve şehir olarak, insani katma değer olarak da hazır olduğunu hissettirmeniz gerekir. İşin içinde siyasi birçok boyut var tabii ki; IOC kıtalararası dengeyi gözetir, lobi faaliyetlerinin önemi çok büyüktür ama bu mesajları sağlam veren bir ülkenin olimpiyatları alma şansı çok yüksek. Yoksa iş sadece paraya bağlı olsa Rio olimpiyatları alamazdı veya Arap ülkeleri birçok olimpiyat düzenlemiş olurdu.

Olimpiyat Stadı’nın Yeri Doğru, Mimarisi Yanlış

Tandem: Olimpiyat Stadı ile ondan bir kaç sene önce yapılan Stade de France’in mimarlarının aynı olduğunu görüyoruz. İki stat arasında hem kullanım hem de uygunluk açısından ciddi farklar var. Stade de France Olimpiyat Stadı’na nazaran birçok spor alanında kullanılabilirlik gözetilerek dizayn edilmiş. Bunun nedeni sadece bütçe farkı mıdır?

Tolga Yazıcı: Bu mimarların neden böyle çok amaçlılık konusunda sıkıntı yaratan bir projeyi sunduklarının ve bunun neden kabul edildiğinin resmî bir cevabını maalesef veremiyorum. Ancak bundan 5 sene sonra gayriresmî cevabını size söyleyebilirim.

Tandem: Olimpiyat Stadı’nın bu noktada benzer olimpik statlar ile kıyası nasıl olur?

Tolga Yazıcı: Olimpiyat Stadı’nın her türlü altyapı ve imkânları, diğer tüm olimpik statlar ile aynı derecede; hatta bazı noktalarda onlardan daha iyidir. En büyük negatif noktaları stadın mimari olarak tamamen atletizm için düşünülmesi, tribünler arası açıklıkların çok olması ve kale arkalarının açık olmasıdır. Stada ulaşımla ilgili sorun Olimpiyatköy Metro istasyonunun 2013 Ağustos ayında açılmasıyla çözülmüştür. Kale arkası tribünlerinin açık olması, mevcut çatıların seyirci ve sporcuların konforunu sağlayamaması dışında yapım ve inşa açısından stadın hiçbir sorunu yoktur. Yüksek teknolojili, akıllı bina işletim sistemi olan, mühendislik yönetimi gerektiren ve bu şekilde de yönetilen bir stadyumdur. Kuzey yarım küredeki her olimpiyat stadı gibi bu stat da kuzey-güney eksenindedir, o konuda bir yanlış yoktur. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de bu konuda yanlış yapılmış iki stat var: Biri Başakşehir Stadı, diğeri de Antalya Mardan Stadı.

kusbakısı-minBütçenin %40 Altındayız

Tandem: Stadın kale arkalarını paneller ile kapamak bu sorunu çözer mi?

Tolga Yazıcı: Bu ilk olarak 2003-2004 sezonunda Galatasaray tarafından denendi ve sadece kuzey tribünleri panellerle kapatıldı. Fakat işe yaramadı. Çünkü stadyumun sadece kuzey tarafını kapamak bu sorunu çözmez. Stadyum çok geniş ve büyük olduğu için tribün boşlukları da çok fazla. Eğer bir renovasyon planlanıyorsa, stadın tamamen balkabağı gibi örtülmesi en doğrusu olacaktır. Bunun için siyasi iradenin bir tavır koyması gerekir. Çünkü bu maliyeti yüksek bir projedir. Gençlik ve Spor Bakanımız ile katıldığımız toplantılarda kendilerine stadyumun 14. yılındaki durumu ile ilgili ayrıntılı bilgi verdik. Özellikle kısa dönem revizyonları (zemin, videoboard ve aydınlatma sisteminin yenilenmesi) ile ilgili kendisi büyük destek verdi. Hatta muadili olan stadyumlarda olduğu gibi mevcut çatıların sökülerek etrafının tamamen kapatılması konusunda da pozitif bir görüşe sahip. Ancak dediğim gibi bunlar büyük yatırımlar; önemli bir organizasyon alana kadar böyle bir çalışma yapılacak gibi gözükmüyor. Dünya üzerinde mevzuat ile yönetilen tek stadyum olduğu için bu tarz çalışmalar bürokratik yapı dolayısıyla çok aksayabiliyor. Kulüp statları gibi esnek yapılarda çalışma şansımız yok. Tüm bunlara rağmen 14. yılında da bu stadı ayakta tutarak küçük bir mucize gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim.

Bu Sene en Fazla Maç Olimpiyat Stadı’nda Oynandı

Tandem: Stadyumlardaki çim meselesi… Şu anda statlarımızın %60-70’inde bariz çim problemi var. Bunun sebebi nedir? Bir idareci olarak nasıl önlemler alınması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Tolga Yazıcı: Liverpool-Beşiktaş maçında (Anfield Road) zemin nasıldı? Herkesin görüşü çok kötü olduğu şeklindeydi! Asteras-Beşiktaş maçının zemini de keza öyleydi. Bütün Avrupa ve Türkiye’de son yıllarda çim zeminlerde ciddi bir sıkıntı var. Futboldaki maç sayılarının artması, futbolcuların maç içerisinde daha çok mesafe koşması bunun sebeplerinden. Medyada atıl durumda diye eleştirilen Olimpiyat Stadı’nda geçen sene 39 maç oynandı ve burası Türkiye’nin en fazla maç yapılan stadyumu oldu. Türk Telekom Arena ve Şükrü Saraçoğlu gibi stadyumlardaysa 20-22 maç oynandı. Dünyadaki iklim değişiklerinin de ilk etkilerini çim zeminlerde görüyoruz. Geçen yaz 40 derece sıcaklıkla geçen bir günün ardından fırtına koptu ve çimlerin çoğu hastalandı. Galatasaray geçen sene kendi zemin problemi nedeniyle 4 maç bizim stadımızda oynadı. Beşiktaş, Başakşehir ve Galatasaray’ın art arda oynamasından sonra zaten iyi durumda olmayan zemin iyice bozuldu. Beşiktaş-Asteras maçından önce kesintisiz 26 saatlik yağmurla saha çamura döndü. Wembley, Santiago Bernabeu ve Amsterdam Arena gibi statlarda çim kesme işini yapan görevliler 5.000 euro maaş alırken bizde bu işler asgari ücretle çalışan personelce yapılıyor. Fakat analitik ve bilimsel çalışmalarına rağmen oradakiler de sıkıntı yaşıyor. Son dönemde hibrit çime geçtiler, fakat zeminler bunu da kaldırmıyor. En teknolojik dediğimiz statlarımız çim problemini yaşıyor. Saraçoğlu’nda sık sık çim değiştiriliyor, Galatasaray’ın durumu ortada, Başakşehir’in stadı da yeni olmasına rağmen çok sorunlu.

Tandem: Atatürk Olimpiyat Stadı’nda çim problemi nasıl çözülebilir?

Tolga Yazıcı: 14 yıldır zeminin altı değişmemiş, Hazırlık Düzenleme Kurulu onayı ile komple değiştireceğiz. Drenajda bir sıkıntımız yok; sağanak yağmurda 1 gram su göremezsiniz. Çimin altında 30-40 cm’lik toprak 13-14 yılda Türkiye’deki killi yapıdan dolayı margarin yağa döndü. Tüm fenni bakımlarını en detaylı şekilde yapsak da çim kökünün zemine doğru inmesini sağlayamıyoruz. Zemini komple altyapısı ile birlikte değiştirdiğimiz takdirde sorunumuz kalmayacak.

Tandem: Şu anda yapılan Vodafone Arena hakkında bilginiz var mı?

Tolga Yazıcı: Orada çalışmaların detaylı olarak sürdürüldüğünü biliyorum. Projede bazı değişiklikler yapıp çatıyı şeffaf yaptılar, fakat o da tam çözüm değil. Çimi nasıl yapacakları konusunda da sanırım karar vermediler. UEFA delegesi ile bu konuyu konuştuğumda, hibrit çim yapmamaları gerektiğini söyledi. Üç sene önce hibrite geçen Wembley de doğal çime dönüyor.

Sert Rüzgârda Rekor Kırılsa Geçerli Olmaz

Tandem: Atletizmde 2 m/sn’den fazla rüzgâr olan pistlerde elde edilen rekor derecelerinin geçersiz sayıldığı doğru mu? Olimpiyat Stadı’nda ortalama 4m/sn rüzgâr hızı var. Olimpiyatları aldığımız takdirde, rüzgâr sorunu sebebiyle yarışlarda sıkıntı yaşanmaz mı?

Can Korkmazoğlu: 2.0 m/sn’den daha hızlı rüzgarda elde edilen derece rekordan daha iyiyse, derece geçerli sayılıyor ama rekor olarak kabul edilmiyor. Bütün sporcular eşit şartlarda yarışacağı için büyük bir sıkıntı olmaz, fakat performansları çok etkiler. Mesela 400 metrede rüzgâr tamamen karşıdan gelir ve çok yıpratır. Arkadan estiği durumlarda ise rüzgâr, etki ettiği branşlarda legal sonuçların alınmasını engelliyor. Bu olimpiyat adaylığımızı etkilemez, ama olimpiyat süresince yarışlarda sıkıntı yaratır.

saha olayları

Tolga Yazıcı: Rüzgâr problemine karşın o proje neden öyle yapılmış? Bunun cevabını kimse bilmiyor. Bunlar masaya yatırılıp, bu konuda Can Korkmazoğlu gibi bilgili insanlardan fikir alınsaydı böyle problemler yaşanmazdı.

Tandem: Euro 2016 başvurusu kapsamında Atatürk Olimpiyat Stadı için düşünülen projeler nelerdi? Rüzgâr panelleri projesi ne oldu?

Tolga Yazıcı: Bu stadın artık bir renovasyona ihtiyacı var. Bunun maliyeti de 100-150 milyon Türk lirası arasında olacak. Siyasi irade bu yatırım için uluslar arası bir organizasyonun burada düzenlenmesini istiyor. Stadyum şu anda UEFA’nın elit statlar kategorisinde ve stadın ne kadar donanımlı olduğunu biliyorlar. Rüzgâr onların umurunda değil; stadyuma tamamen tesis olarak bakılıyor. 2005 Şampiyonlar Ligi Finali ile kendisini kanıtlamış bir stadyum. Maalesef basınımız bu konuya takmış durumda, emek ve çalışmayı görmezden geliyor. Türk basınının bu stat konusunda fazlasıyla ön yargılı ve agresif bir yaklaşımı var. Aynı sorunlar diğer statlarda da var; Türk Telekom Arena’nın çatısı uçtu, Başakşehir’de elektrikler kesildi. Galatasaraylı olduğunu hepimizin bildiği bir teknik direktörümüz ‘’O statta maç yapılmaz.’’ derken Galatasaray’ın zemin problemi sebebiyle Atatürk Olimpiyat Stadı’nda 4 maç oynadığını hiç söylemiyor.

Tandem: Peki bu stada tekrar yatırım yapmak sizce doğru mu? Bugüne kadar yapılan hatalardan sonra böyle yüksek bir meblağı tekrar yatırmak risk değil mi?

Tolga Yazıcı: Size hak veriyorum, fakat Olimpiyat Stadı ve yanındaki antrenman sahası için atletizme dönük projelerimiz var. İstanbul’a yeni bir atletizm kompleksi kazandırmak amacıyla IAAF Teknik Delegesi Can Korkmazoğlu ve TAF Başkanı Fatih Cintimar ile beraber hazırladığımız projeyi Gençlik ve Spor Bakanımıza anlattık ve bu konuda kendisinden büyük destek gördük. Antrenman sahasını klasik bir atletizm tesisi haline getirmeyi düşünüyoruz. İstanbul, atletizm pisti konusunda sıkıntılı bir şehir. Burhan Felek tadilatta ve 2017-2018’e kadar kapalı. Enka tesisleri özel bir kulübe ait. Türkiye Atletizm Federasyonu’yla geliştirdiğimiz projeyi desteklemek için yan sahaya 2015 Eylül ayı içinde Avrupa Şampiyon Kulüpler Atletizm Şampiyonası’nı aldık. Olimpiyat Stadı’na o yatırımı yapmaktansa etrafındaki komplekse tanesi 20 milyon dolardan velodrom, yüzme havuzu, hentbol sahası yapılmasını kişisel olarak tercih ederim. Ama bizim gibi ülkelerin de bir mabedi olmalı. Türkiye’de bu misyonu üstlenebilecek tek yer ülkemizin kurucusunun adını taşıyan Atatürk Olimpiyat Stadı’dır. Futbolda ve atletizmde burası ülkenin mabedi olabilir. Burası daima yaşayan, futbolun vahşi endüstrisine feda edilmeyen bir spor kompleksi haline getirilmelidir.

Beşiktaş Önümüzdeki Sene İçin Başvurdu

Tandem: Fatih Terim’in Ocak ayının sonlarında statla ilgili basında yer alan projeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Projede AVM’ler bile varken atletizmle ilgili tek bir öneri yok. Bu proje, stadı TFF’nin bünyesine katmak için bir adım mıdır?

Tolga Yazıcı: Fatih Terim bu ülkenin büyük değerlerinden birisidir her şeyden önce. Önerisi temelde haklı bir amaca hizmet etse de fenni ve teknik açıdan bir kurala dayanıyor mu, bilmiyorum. Stadyumu çevirmek-döndürmek; bunlar çok detaylı projelendirmeler. Ancak mevcut çatılarının sökülerek etrafının komple kapatılması olabilir, uygulanabilir. Stadın TFF’ye geçmesi adına bu projenin bir araç olduğunu düşünmüyorum. Stadın şu anki masraflarını devletten başka kimse karşılamak istemez. Ülkedeki diğer takımlar da statlarını zar zor idare ediyorlar ya da sponsorluk desteği ile bunu sağlıyorlar. Beşiktaş yeni stadını sponsor desteğiyle yapmasına rağmen 2 yıldır inşaatı bitiremedi. Beşiktaş hâlâ bizden yeni sözleşme istiyor. Bunu ilk kez size söylüyorum. Bir taraftan “Olimpiyat Stadı’nda oynamayacağım.” diyor, diğer taraftan 2015-2016 sezonunda UEFA Kulüp Lisansı alabileceği tek stadyum için el altından sözleşme yapmaya çalışıyor.

Tandem: Beşiktaş sözleşmeyi önümüzdeki sene için uzatmak mı istiyor?

Tolga Yazıcı: Evet, önümüzdeki sene için. Beşiktaş seneye ikinci yarıya kadar Olimpiyat Stadı’nda oynamak istiyor. Müthiş bir algı operasyonu yapıyorlar. Duyduğum bir husus; Aktifbank’la kredi anlaşması yaptılar. Aktifbank 100 milyon liralık kredi açmış, ama Beşiktaş’a para ödemesi yapmıyorlar. Stadyumun inşaatında hakediş usulü olarak ödeme yapıyorlar. Fayansçı geliyor işin faturasını Aktifbank ödüyor gibi. Bittiğinde hem Beşiktaş’a layık hem de ülkemiz adına modern bir stadyuma sahip olacağımızı düşünüyorum; ama ne zaman biter, onu bilemiyorum. Futbolcuların iyi oynayamadığı veya hata yaptığı zamanlarda sürekli olarak stadyum, hakem, antrenör, yönetici vb. bahane bulmasını doğru bulmuyorum. Sonuçta Atatürk Olimpiyat Stadı UEFA Lisans Kriterleri’ni karşılayan ve Beşiktaş’ın kendi isteğiyle oynadığı bir stadyum. UEFA delegeleri bu stadyumdan memnunlar. Verdiğimiz hizmetin üst seviyede olduğunu düşünüyorum. Bu stadyumu yönetmek ateşten gömlek giymek gibi; ama elimizden geleni yapıyoruz ve bundan asla şikayetçi değilim. Gurur duyuyorum, ülkemizin kurucusunun adını taşıyan böyle elit bir stadyumu yönetmekten. Ancak bir kısım medya da insan emeğini hiçe sayan haberler ile taraftarı stada karşı dolduruyor. Bursa maçında statta 11.000 kişi vardı; eğer Beşiktaş stadı kötülemek yerine olumlu şeyler söyleseydi daha çok taraftar gelirdi. Beşiktaş ilk geldiğinde burada 50.000 kişiye oynuyordu, fakat seyirci olumsuz haberler sebebiyle stattan soğudu.

Tandem: Beşiktaş taraftarlarının sahaya girdiği BJK-GS maçında güvenlik zafiyeti var mıydı? Sizce bu olay neden kaynaklandı?

Tolga Yazıcı: Olayın tamamen Beşiktaş’ın iç dinamikleriyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta sahaya girenler Beşiktaş’a zarar verdi. Çok iyi giden bir takım ortalama 50.000 kişiye oynuyordu. O maça kadar kapalı gişe oynayıp beşte beş ile gelmişlerdi.

beşiktaş

Kısa Notlar

Üniversitelerde “Spor Tesisi Yöneticiliği” branşı yok. Aynı anda yüksek teknolojili yeni nesil spor kompleksleri ve stadyumlar için; mekanik, elektrik, inşaat disiplinlerinden ve teknik, güvenlik, temizlik, idari personel yönetimlerinden anlamanız gerekiyor. Tesis yöneticilerinin; uluslararası federasyonların sportif ve teknik kurallarını ve güncellemelerini takip etmeleri gerekiyor.
Dünyayla kıyasladığımız zaman, Murat Ağca ve onun gibi bir kaç kişiyi dışarıda tutarsak, spor medyası açısından içler acısı bir haldeyiz. Sporun maalesef futbolun magazin endüstrisine kurban edildiğini düşünen insanlardan birisiyim.
Hepimizin tanıdığı eski hakem, futbolcu ve antrenörlerin yorumcu sıfatıyla konuştukları programların topluma hiç bir katma değeri olmadığını; bu kişilerin futbolun “F”sini dahi konuşmadıklarını, kendi menfaatlerini ön plana çıkaran, sadece aylık maaşlarını garanti altına alan, seviyesiz, son derece yersiz programlar yapmalarını üzülerek ve içim acıyarak izliyorum. Toplumu o kadar yanlış yönlendiriyorlar ki…
Spor medyası şu anda Türkiye’de 100 metreyi kimin koştuğunu biliyor mu? Mesela ben görüyorum: Türkiye 100 metre rekortmeni bir çocuk var; her gün antrenmana, yarışlara metrobüsle gidip geliyor. Milli takımla birlikte baraj yarışlarına, Avrupa yarışlarına katılıyor. Ama bir 3. lig futbolcusu görüyorum; altında yüz binlerce liralık araba var. 3. lig oyuncusunun hayatında milli takım görme şansı var mı? Belki çok gençse… Ama öte yandan 20 yaşında milli takım sporcusu her gün metrobüs kullanıyor. Bu sistemin bu şekilde gitmesi mi doğru?

Hüseyin Bayraktar & İlkay Barboros & Sargın Tekşal

NOT: Bu yazı Kadir Has Üniversitesi 2015 Spor İletişimi Sertifika Programı Öğrencileri tarafından, akademik amaçlı spor sitesi için gerçekleştirilen bir söyleşiye istinaden yazılmıştır.

Comments (1)

write a comment

Comment
Name E-mail Website