Fransa Bisiklet Turu

Yamyam: EDDY MERCKX

Posted: 12 Temmuz 2015, 05:19   /   by   /   comments (0)

Eddy Merckx70 sene önce bisiklet dünyası başına geleceklerden habersizdi. Efsane kavramına boyut atlatacak bir çocuk dünyaya gelirken; katıldığı her turnuvayı kazanıp, rakiplerini paramparça eden bir adam olacağını kimse tahmin edemezdi. Bunun çok ötesinde 525 yarış zaferi, 11 büyük tur ve 32 klasik zaferi kazanacak ‘ 20.YY’ın bisikletçisi ’ olacak çocuktu o. Değişik tarzı ve stili ile bisiklet içinde kendi ekolünü yarattı. Hayatın içindeki gerçeklere bir tane de kendisi ekliyordu. Yaşamış en büyük bisikletçi kendisiydi !

Merckx, içinde bulunduğu spor dalından daha çok tanınan bir sporcu hala. Bunun sebepleri ise gayet anlaşılabilir. Giro-Tour dublesini yapmak her bisikletçinin rüyasıyken, kendisi bunu kariyerinde 3 kez gerçekleştirip, aynı zamanda bu ikilemeyi en çok başaran isim oldu. 1968-1975 yılları arasında sekiz yıllık dönem, kariyerinin en parlak dönemiydi. Anıtsal klasiklerin hepsini kazandı ve bunu sadece bir kere değil, defalarca tekrar etmeyi başardı. 1969 yılındaki başarılarını herhangi bir bisikletçi kazansa, bisiklet sporunu zirvede bırakmayı düşünebilirdi. Merckx o sene Tour de France genel klasman, puan, dağların kralı ve kombinasyon klasmanları olmak üzere her mayoyu kazanırken, 6 etap zaferi de bu başarının kaymağıydı. Bu sezonda sadece TdF zaferi yoktu elbette. Onun öncesinde Milano-San Remo, Tour of Flanders ve Liege-Bastogne-Liege’de yine zirvedeydi. Paris-Nice yarışını kazanması ise onun için küçük bir detaydı adeta. Bu başarılar, sıradan bir pedal tarafından destansı ve tekrarlanamayacak bir başarı olarak görülürdü ancak Merckx için 1969 senesi kariyerinin en iyi senesi olmadı.

21972 senesinde Merckx’in ismini yaşayan tüm bisikletçiler biliyordu ve onun karşısına geçmekten çekinmeyecek kimse yoktu. Merckx aslında 1972 yılına çok iyi başlamamıştı ancak her şey sezonun ilk büyük klasiği olan Milano-San Remo yarışı ile başladı. Merckx klasiği kazanırken artık meşhur olmuş tek koluyla selamını veriyordu. O hedef seçen biri değildi; her yarışa katılıp, bitiş çizgisini en önde geçmek tek hedefiydi. Milano – San Remo arasında yedi yarışa daha katıldı ve bunlardan beşini ikincilik ile bitirdi. Flanders ve Paris-Roubaix’de yedinci olsa da bir sonraki anıtsal klasik olan Liege-Bastogne-Liege ve La Fleche Wallonne’u kazandı. Giro’da  ise karşısındaki Jose Manuel Fuente adlı ufak bir İspanyol tırmanışçıydı. Ancak Mercx bir iki tırmanış etabı hariç Fuente’yi denize dökerek 5 dakika 30 saniye farkla Giro’yu kazandı. Bu Giro’da dikkat çeken nokta ise Mercx’in takımı Molteni’den genel klasman ilk 10 sırasında kimse yoktu. Rakibi Fuente’nin takımı Kas ise eşsiz bir performans ile 2, 3, 4, 9, 10. sıraları almıştı. Buna rağmen yenilmez adam The Cannibal (Yamyam), yalnız olmasına rağmen yine rakiplerini parçaladı.

Tour’da ise her zaman farklıydı Merckx. Sarı mayoyu sırtına geçirdiği zaman sanki bir canavara dönüşüyordu. Burada tam 5 kez kazandı ve herkesden daha başkaydı. 1972 yılında Tour de France yeşil mayo mücadelesi ise unutulmazlar arasında yer etti. “Yamyam” rakibi Guimard’ın yarıştan çekilmesi ile yeşil mayonun sahibi olmuştu. Fransız, yeşil mayoyu prologta sırtına geçiren Mercx’ten birinci etapta almıştı. Guimard mayosunu Merckx’e takdim etmek için podyuma çıktı ancak Merckx mayonun başından beri ona ait olduğunu söyleyerek kendisine iade etti. Tour macerasından da zaferle ayrılan Merckx hayranlarının ve tüm bisiklet severlerin kalbinde yerini sadece zaferleriyle rakiplerine duyduğu saygınlığıyla da perçinliyordu.

3Saygınlık demişken; Merckx’in günahları da hatırlamakta fayda var. Kariyerinde tam 3 kere doping testlerinden pozitif sonuç çıkartarak, bu alanda da rekora göz diken bir sporcu olduğu unutulmamalı. 1969 Giro’da 16. Etap sonunda genel klasmanda lider durumdayken, Savona’daki doping testinden pozitif sonuç çıkması sebebiyle turdan çıkarılmasının 2 ay sonrasında tüm mayoları süpürdüğü 1969 Tour de France performansı hakkında fazla yorum yapmaya gerek yok. Bundan 3 sene sonra ise 1972 Giro di Lombardia zaferinden sonra, doping testinde pozitif sonuç çıkarken kariyerine bir eksi puan daha ekledi. Fakat ‘’Yamyam’’ burada durmadı… 1977 Fleche Wallone öncesinde Michel Pollentier ve Freddy Maertens gibi sporcularla beraber vücudunda pemoline bulundu. O yıllarda doping cezalarının bugünkü kadar sert olmaması ve pelotonda doping kullanımının yaygınlığı Merckx’in bu tercihlerini biraz daha anlaşılır kılabilir. Fakat sporculuk kariyerinin sonrasında da doping elçisi görevini üstlenerek; 1995 yılında Armstrong’u tüm kötülüklerin babası Dr. Michele Ferrari ile tanıştıran da bizzat Merckx olmuştur. Günümüzde dopingle yakalanan sporcular adeta ‘’damnatio memoriae’’ cezasına çarptırılırken, Merckx’in bu vukuatlar sonrasında halk oylamalarında ‘’Şampiyonlar Şampiyonu’’ ünvanını alması da başka bir tartışma konusu.

41972 senesine geri dönelim… Merckx gerçek anlamda dinlenmek nedir bilmeyen bir manyaktı. Tour bitişinin ertesi günü ile yarışmaya devam etti ve Ağustos ayına kadar girdiği 4 yarışı da genel klasmanda ilk 10 sıra içerisinde tamamladı. Tour sonrası kriteryumlarda da üç zafer elde etti. Ardından Dünya Şampiyonası’na katıldı ve insanlar bu insan üstü çabanın nereye kadar devam edeceğini düşünürken o kazanmaya devam etti. Merckx programına ara vermeli dendi ancak Giro di Lombardia’ya kadar olan dönemde 28 kez yarıştı. Bu süre sadece 2 aydı ve tam 28 kez yarıştı. Bu tamamıyla çılgınlıktı. Bu yarışlara yalnızca ismini kaydettirmiyor başarılı olmayı başarıyordu. Bu 28 yarıştan 16 galibiyet çıkardı, 8 kez ise ilk 10 derecesi aldı. Lombardia, Tour kahramanlarını bir araya getirdi ancak sonuç değişmedi. Merckx, rakipleri Guimard ve Gimondi’yi geride bıraktı.

Merckx, sezonunun daha bitmediğini düşünüyordu. Sezon bitimine kadar 4 kez daha yarıştı ve bunlardan sadece birinde ikinci olurken diğerlerini ise kazandı ! Merckx artık yoruldu ve ara verdi. Şaka şaka! Buna kimse inanamazdı ve bu ara yalnızca 8 gün sürdü. Bu arada dahi Mexico City’e gitti. Saat rekoru kırmak için gitmişti ancak kafasına 10 ve 20 km rekorlarını kırmayı da koymuştu belli ki. Rekorların sahibi Ole Ritter bu rekorları her normal insanın yapacağı gibi ayrı ayrı yarışlarda kırmıştı. Merckx için ise bu mümkün olamazdı. O tek seferde bütün herşeyi parçalamaya niyetliydi. Bu zamana kadar bundan başka bir şey yapmamıştı ki zaten. Beklendiği gibi rekorları paramparça etti. Merckx katıldığı 137 yarıştan 51’ini kazandı. İlk 3 içerisinde bitirdiği yarış oranı ise sadece %57 idi. İki yarıştan birinde podyumdasınız bu ne ki her bisikletçi yapabilir değil mi! Merckx’in bundan daha fazla kazandığı sene dahi oldu. O bir daha eşi benzeri görülmeyecek şeyler yapıyordu ve bunların hepsini yaparken sıradan gösterdi. Bir bisikletçi 5 kez TdF kazanıyor ve bu başarılarının yanında sadece küçük bir parça .

Merckx, pelotonu, kendini, herkesi yendi. Merckx bu başarıları elde ederken 127 günde 139 kez yarışmak zorunda kaldı. Bu adamın tek bir amacı vardı o da kendisini dahi yenmekti. Bunu da tüm yaptığı (legal-illegal) çalışmalarla başardı. Yapabileceği başka bir şey olsa onu da yapar mıydı?


Barış İNCE

Comments (0)

write a comment

Comment
Name E-mail Website