Fransa Bisiklet Turu

Gerçeğin Yarışı: FIGNON&LEMOND

Posted: 12 Temmuz 2015, 05:20   /   by   /   comments (0)

89compareL’Velo adlı günlük spor gazetesinin sahibi olan Pierre Giffard cesur bir kararla ”casusluktan” ölüme mahkûm edilen Alfred Dreyfus’un yanında yer alır ve elinde bulundurduğu medya gücünü bu yönde kullanmakta bir sakınca görmez. Tabi bu kararının ona bir de geri dönüşü olacaktır.

Pierre Giffard’la  arası kişisel olarak da iyi olmayan üstüne üstelik koyu bir Dreyfus karşıtı olan Jules-Albert de Dion, Dreyfus yanlısı basının reklam gelirlerini düşürmek amacıyla L’Auto-Velo adında yeni bir günlük spor gazetesi açar. Gazetenin başınaysa eski bir kamu görevlisi olan Henri Desgrange’i getirir.

Bu iki spor gazetesi arasındaki rekabet zaman içinde öyle bir yoğunlaşır ki  L’Velo gazetesi kendi ismini aldığı gerekçesiyle L’Auto Velo’yu dava eder ve gazete 1903’ten itibaren L’Auto adıyla çıkmaya başlar.

Desgrange ve arkadaşlarıysa, L’Velo karşısında tirajlarını arttırmanın yeni yollarını aramaktadırlar. Uykusuz geçen geceler ve uzun toplantıların sonunda, Fransa’yı turlayacak bir bisiklet turu organize etme fikrinde birleşirler. Böylelikle gazete çok sayıda okuyucuya ulaşacak ve okuyucu kitlesini koruyabilecektir. Yarışın şampiyonuna sarı olan gazetenin sayfaları renginde bir mayo verilmesi uygun görülür.

Bu yıl 102. si düzenlenecek olan Fransa Turu efsanesi böyle doğar. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda; ne Desgrange ne de arkadaşları, satışları arttırmak için organize ettikleri bu  bisiklet turunun dünyanın en önemli ve zorlu spor olaylarından birine dönüşeceğini tahmin edebilirdi. Temelleri rekabetle atılan ve 3 hafta  boyunca Fransa’yı köşe bucak dolaşan bu büyük meydan okumanın, kazananıyla kaybedenini  yalnızca 8 saniyenin ayırabileceğini kim bilebilirdi?

Eğitim düzeyi düşük pelotonda entelektüel kişiliği, medyaya karşı olan soğuk tavrı ve gözlükleri nedeniyle ”profesör” diye çağrılan Laurent Fignon; 1983 ve 1984 turlarında arka arkaya zafere ulaşmış olsa da, her zaman 1989’un son etabıyla anılır. 50 yaşında kanserden ölmeden önce yazdığı ”We Were Young and Carefree” adlı biyografisinde o günü kendi perspektifinden şöyle anlatır;

” Son etaptan önceki gece güçlükle uyudum. Endişeliydim! Sabah olduğunda bacaklarımda pedalları çevirecek gücü bulamıyordum. Dün gibi hatırlıyorum, kendime dedim ki: ”Bak, düşündüğün kadar kötü olamaz, yalnızca bir zamana karşı. Sonunda çok canın yanacak ama unutacaksın.”

Peki bunu nasıl unutabilirim?

Bütün bisiklet severlerin hafızasında ilelebet yer edecek bu anı nasıl unutabilirim?

Tüm bisiklet fanları en az bir kere bitişe gelip de yere yığıldığım o resmi  görmüştür. O anda neler hissettiğimi bilmiyorum. Yalnızca etrafımdaki insanlara nefes nefese bakıp farkın ne olduğunu sordum.

Cevap yok.

Kimse gözlerimin içine bakıp da bana gerçeği söylemeye cesaret edememişti.

Gerçek! Herkesin farkında olup da benden gizlenen gerçek. 8 saniyeyle kaybetmiştim. Kahrolası 8 saniyeyle! Amerikalı 24.5 km’de benden 58 saniye çalmayı başarmıştı.

Sonunda kalabalıktan biri eğilip kulağıma fısıldadı:”Kaybettin Laurent!”  

Kaybetmek benim için asla  problem olmadı. Kaybetmesini bilmeyen bir bisikletçi şampiyon da olamaz. Bu gerçekle yaşıyordum. Ama yarışın son gününde üstelik Amerikalının kullandığı kural dışı gidon yüzünden bu şekilde kaybetmek. İşte bu bir adamın taşıyabileceğinden çok daha fazlasıydı…”

FİGNON&LEMONDKazananın cephesinde de havanın güneşli olduğunu söylemek zor. Şimdilerde Eurosport’ta bisiklet yarışları öncesi yorumculuk yapan Kaliforniyalı Greg LeMond, henüz üç ay önce katıldığı bir av partisinde kaza kurşunuyla omzundan yaralanmış kariyeri bitti mi, bitmedi mi tartışmalarıyla Tour de France’ a gelmişti. 3 hafta boyunca sarı mayoyu iki kere sırtına geçirse de son güne Fignon’un 50 saniye gerisinde gelmişti. Gerisini ise şu sözlerle anlatıyor;

”O sabah zafer benim için ulaşılamayacak kadar uzakta görünüyordu. Böyle bir parkurda Fignon’dan en fazla 30 saniye alabilirsin. Ama bir yandan da Laurent’ın benden daha fazla gergin olacağını düşünüyordum. Onun kaybedecek bir şeyi vardı.

Etabı tamamlayıp da bitişe geldiğimde Fignon’un geçişini gördüm. Hayatımda en korktuğum andı. Bir iki saniyeyle kaybetmekten korkuyordum. Fignon’da bitişe yaklaştığında spikerin saniyeleri saydığını duyuyordum, tam anlamıyla berbat bir durumun içindeydik.

Kazandığımı öğrendiğimdeyse o gün hayatımın en güzel gününe dönüştü. Geçmişte Tour’u kazanmıştım, belki gelecekte de kazanacaktım ama hiçbiri o gün elde ettiğim zaferle kıyaslanamazdı.

Eğer Fignon’un yerinde olsaydım 8 saniyeyle kaybetmiş olmanın üzüntüsünden ölürdüm!”

greg-lemond-laurent-fignon-pedro-delgado-tour-de-france-1989-podiumHer iki yarışçı için de 24.5 km’lik zamana karşı etap, turun en kısa mesafeli ancak hayatlarının en uzun etabı olur. Öyle ki; o gün Fignon’un sırtında bir ömür boyu kambur olmuştur.

Yıllar sonra Laurent Fignon sokakta yürürken bir kişi ona doğru seslenir.

Evet seni hatırlıyorum sen osun, turu 8 saniyeyle kaybeden kişi!

Fignon adama doğru döner ve  cevap verir.

-Hayır bayım, ben turu iki kere kazanan kişiyim.

Aslında gerçek nerden baktığınıza göre değişir. Ancak Fignon o günden sonra turu bir daha kazanamadı ve ömrünün sonuna kadar da ‘’ turu 8 saniyeyle kaybeden o kişi’’ olarak anıldı. LeMond’sa ertesi yıl yine podyumun en tepesindeydi.

Belki de bu yüzdendir,  bisiklet jargonunda zamana karşıya  ‘’Gerçeğin Yarışı’’ denmesi.

 

Erman ÖNER

Comments (0)

write a comment

Comment
Name E-mail Website