Giriş Gelişme Sonuç

Fransa Bisiklet Turu’nda Öne Çıkanlar

Untitled design (1)-page-001
Posted: 27 Temmuz 2015, 13:28   /   by   /   comments (0)

Fransa Bisiklet Turu’nun bu yıl da sonuna geldik. Organizasyon başlamadan, beş yazarımız beş farklı hikaye ile ısınma turlarını atmışlardı. (http://tandemdergi.com/?p=574)  Turnuva sonunda da ne oldu, ne bitti, öne çıkanlar olaylar hangileriydi? Cevaplarını yine Tandem ekibi derledi.

Murat Taşkolu: Alberto Contador’un Hayal Kırıklığı

Tarihler Mayıs ayının 31’ini gösteriyordu. Alberto Contador, Giro d’Italia’yı zafer ile noktalayarak, pembe mayoyu sırtına geçirmişti. Haziranın ilk gününden itibaren konuşulmaya başlanan şey ise belliydi. Yıllar sonra Giro-TDF ikilisini aynı yıl içerisinde kazanabilen çıkacak mıydı? Contador’un 2007 ve 2009 da ki zaferleri ve doping nedeniyle elinden alınan 2010 yılındaki şampiyonluğu bu düşünceleri iyice güçlendiriyordu. Ancak Alberto Contador, Giro’yu kazanırken tek bir etap galibiyeti bile yaşamadan pembe mayoyu sırtına geçirmişti. Bu gelişme de beraberinde “acaba” kelimesini akıllara getiriyordu. İlk gün bireysel zamana karşı etabında 8 saniye gerisinde kalıyordu Froome’un. Contador için iyi bir başlangıç denmişti. Ancak fark günden güne açılıyordu ve Tinkoff-Saxo’da takım içinde bir takım gelişmeler yaşanıyordu. Genel klasmanda Peter Sagan günden güne yukarılara tırmanıyordu. Takımın lideri olan Contador ile Froome arasında ki fark ise sürekli artıyordu. Sagan her demecinde Contador için buradayız; onu yukarılara taşımak için elimizden geleni yapacağız dese de takım liderliği için kendini kanıtlama çabaları içine girdiği gözlerden kaçmıyordu. 10.etap La Pierre – Saint – Martin Contador için belki de Tour de France’ı bitiren etap oldu. Chris Froome’un son 6.5 km kala yaptığı atağa değil Contador hiç bir yarışçı karşılık veremedi ve Froome şampiyonluğun kapılarını ardına kadar araladı. Kalan hiçbir etapta fark azalmadı ve günden güne arttı. Chris Froome’un Giro’da olmayışı mı bu kadar güçlü kalabilmesini sağladı yoksa Alberto Contador’un Giro’da sarf ettiği efor, TDF’de ataklara karşılık vermesine engel mi oldu bilemiyoruz. Ancak ortada tek bir gerçek var ki o da takım sahibi Oleg Tinkov’un kılıçları çekeceği…

Untitled design-page-001

Can Doğan: MTN-Qhubeka’nın Başarısı

2007 yılında kurulan bu genç takım, daha 1 yaşındayken kıtasal takımlar arasına adını yazdırmayı başardı. Hızlı yükselişini, 2012 yılının Kasım ayında aldığı UCI tarafından pro lisansı verilen ilk Afrika takımı olma ünvanıyla perçinledi. Lisansı aldıktan 4 ay sonra Milan-San Remo yarışında Alman sporcuları Gerald Ciolek ile ilk major zaferlerini  tarihlerine yazdırdılar. Bisiklet dünyasına bu denli hızlı bir giriş yapan MTN-Qhubeka, 2015 Tour de France’a da katılarak Afrika kıtası adına yine bir ilki gerçekleştirmiş oldu. Rakipleri Sky, Movistar, Astana veya Tinkoff-Saxo gibi şampiyonluk hedefleyemiyorlardı. Bir etap zaferi veya Eritreli sporcusu Daniel Teklehaimanot’un Dauphine’de kazandığı dağların kralına verilen kırmızı puantiyeli  mayosunu bir kaç gün de olsa takımlarında olması yeterliydi onlar için… Önce ilk amaçlarına ulaştılar. Teklehaimanot, 6.etapta aldığı dağların kralı mayosunu 10.etap sonuna kadar korumayı başardı. 4 gün sonra, takvimler 18 Temmuz 2015’i gösterdiğinde MTN-Qhubeka’nın başına olabilecek en güzel olay geldi. Günümüzdeki sosyal medyanın da etkisiyle önemli günlerde kullanılan hashtaglerden bir tanesini çalıp o gün için “#BugünGünlerdenMandela”yı kullanmak pek de yanlış olmaz. Rodez-Mende arası gidilecek 178.5 kilometre, bütün hayatını Güney Afrika ve siyahi insanlar için adamış, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük liderleri arasında gösterilen Nelson Mandela’ya adanmıştı. Bu etap en çok, bir Güney Afrika takımı olan MTN-Qhubeka için anlamlıydı. Fakat favori gösterilen sporcuları yoktu. Etabın son 1.3 kilometresine kadar da Fransız rejisi dahil kimsenin aklında Steve Cummings’in olduğunu sanmıyorum. Kameralar Fransa bisikletinin geleceğini teslim ettiği Bardet ve Pinot’nun rekabetini gösterirken, ekranın altından siyah-beyaz renklere bürünmüş bir ok gibi fırladı Cummings; tıpkı Mandela’nın kendi halkına ve rengine ayrımcılık yapanlara karşı verdiği mücadele gibi kararlıydı. Arkasına bakmadan ilerledi ve L’Equipe gazetesinin manşetinde çıkacak resmi için pozunu finiş çizgisinde verdi.  Sırf MTN-Qhubeka veya bisiklet seyircileri için değil; bütün dünya kamuoyu için Steve Cummings’in gözyaşlarına ortak olmamak çok zordu. Her ne kadar Boasson-Hagen sprint etaplarında galibiyet getiremese de, MTN-Qhubeka bunu pek de dert etmeyecektir. Daha 8.yılını dolduran bu Afrika takımı, bu yıl yakaladığı başarıların bir tesadüften ibaret olmadığını kanıtlamak için ellerinden geleni yapacaktır.

Untitled design (1)-page-001

Barış İnce: Boyaca ve Winner

Fransa Bisiklet Turu 2015 denildiğinde nedense herkesin aklına Froome’un şampiyonluğunu değil de Quintana’nın atak yapmak için neden bu kadar beklediği geliyor. Herkesin unuttuğu şey ise Quintana’nın daha 25 yaşında olduğu ve hedefi için sonuna kadar savaştığı. Quintana hakkında bilinen yanlış hikayeler gibi insanların yine yanıldığı da son iki dağ etabında ortaya çıktı. Quintana inanılmaz atakları ile bütün etaplar boyunca tüm ataklara sabit kadansı ile cevap veren Froome’un çaresiz kalışını gözler önüne serdi. İki Alp etabında Froome’un önünde bitirmeyi başardı. Belki kazanmak için geç kaldı ancak kariyerinde ilk kez onun önünde etap geçti. Bu çirkin kralın son sözleri oldu. Kazanamadı ancak gösterdikleri ile büyük bir şampiyon olacağını gösterdi. Ayrıca Nairo’nun sorunu kesinlikle dağ etapları ya da atak yapmakta geç kalması değil. Dağlarda biraz da kendisini bitirici hamleyi yapmak için sakladı. Büyük turlarda ilk haftaları yavaş geçmesi ve ilerleyen zamanlarda açılması onun yine zirveyi almasına engel oldu. Onun için konuşulan turların bir hafta uzun olması halinde çok rahat kazanacağı. Alpe d’Huez’de yaptıkları ise tek kelime ile muazzamdı. Takımının yanlış stratejileri, Valverde’nin kafasının bir yerinde kariyeri boyunca başaramadığı podyumu  görmesi belki de onun önüne çıkan temel faktörler oldu. Valverde domestic olarak değil de kendisini düşünen bir adam gibi hareket etti adeta. Alpe d’Huez etabında ise Valverde’nin olmadığı yerde başka bir kahraman ortaya çıktı. Quintana’nın Kolombiyalı dostu Winner Anacona Alpe d’Huez’de ona olağan üstü bir domestic performansı sundu. Valverde’nin yapması gerekeni muazzam bir şekilde hem de Dutch Corner’ın içinden geçerken kardeşi için sergiledi.. Onun hikayesi ise bir başka yazının konusu olabilecek kadar değerli. Kolombiyalı ateşli taraftarların Nairo’yu itme çabaları ise kesinlikle görülmeye değerdi. Şimdi Nairo’nun yapması gereken ise beyaz mayoyu kazandığı ve ikincilik aldığı bu senenin üstüne yoluna devam etmek ve büyük bir şampiyon olduğunda gururla çok sevdiği Boyaca’nın yolunu tutmak…

Untitled design (2)-page-001

Doruk Leloğlu: Tony Martin’in Sarı Mayo Serüveni

Fransa Bisiklet Turu 2015’in iki yıllık aradan sonra yeniden bireysel zamana karşı etabı ile başlayacak olması, gözleri bir anda bu alanın son yıllardaki en önemli ismi olan Tony Martin’e çevirdi. 2009’dan bu yana Tour’da yer alan, ancak bu yıla kadar sarı mayoyu taşıma onuruna erişemeyen Alman bisikletçiye bu fırsat 2012 yılında da gelmişti. Fakat o yıl açılışa ev sahipliği yapan Liège’deki zamana karşı etabında, Martin’in lastiği ile birlikte sarı mayo hedefi de patladı. Kariyerinde üç kez zamana karşı dünya şampiyonu olan 30 yaşındaki bisikletçinin bu seneki en büyük rakipleri olarak ise; özellikle Martin’den önceki yıllarda bu alanı domine etmiş Fabian Cancellara ve geçen yıl zamana karşı alanında dünya üçüncüsü olmasının yanı sıra Utrecht’te seyirci desteğini tümüyle arkasına alacak olan Hollandalı Tom Dumoulin öne çıkıyordu. Buna karşın eski saat rekoru sahibi Avustralyalı Rohan Dennis tüm bu öngörüleri yerle bir ederek etabın en hızlı ismi olmayı başardı. Hem sıcak havanın olumsuz etkisi hem de hayal kırıklığı yüzünden okunan Tony Martin’in etap sonundaki açıklamaları, her şeye rağmen sarı mayo umudunun sürdüğünü gösteriyordu. Nitekim hemen ertesi gün yeni bir şans doğdu: Sert rüzgar ve Martin’in takım arkadaşı Michal Kwiatkowski’nin muazzam eforu pelotonu adeta ikiye böldü ve bu sırada Rohan Dennis arka gruba düştü. Fakat Etixx-Quick Step’in o zamana kadar kusursuza yakın işleyen planı, son düzlükteki yanlış stratejiden ötürü alt üst oldu. Sprinte çok erken başlayan Mark Cavendish’in arkasından fırlayarak müthiş bir atak yapan Fabian Cancellara, etabı André Greipel ve Peter Sagan’ın ardından üçüncü sırada bitirdi ve aldığı dört saniyelik zaman bonusuyla Tony Martin’i geçmeyi başardı. Art arda iki gün sarı mayoyu elinden kaçıran Martin için ise asıl dram bir sonraki gün yaşanacaktı. Tour de France tarihine geçen bir kazanın yaşandığı o etapta Fabian Cancellara’nın da sakatlanıp arkalara düşmesiyle Tony Martin için yeni bir umut belirdi. Ancak Alman bisikletçinin yoluna bu kez de Chris Froome taş koydu. Etap öncesi Martin ile Froome arasında 45 saniyelik fark vardı; fakat Mur de Huy tırmanışıyla sona eren etabı Martin’in 40 saniye önünde bitiren “Froomey”, aynı zamanda Joaquim Rodriguez’in ardından etabı ikinci tamamladığı için altı saniyelik zaman bonusu alınca Martin’in sadece bir saniye önünde sarı mayonun sahibi oldu. Froome bile etap sonunda yaptığı açıklamada şaşkınlığını gizleyemezken Tony Martin ısrarla ertesi gün tekrar deneyeceğini söyledi ve dediğini yaptı. Arnavut kaldırımlı yollardan geçilen Seraing-Cambrai etabında önce bitime 19 km. kala lastiği patladı; ancak vazgeçmedi, takım arkadaşı Matteo Trentin’in bisikletiyle yola devam etti ve pelotona yetişti. Bu sefer kaderini başkalarının eline bırakmaya niyeti yoktu ve hem etap galibiyeti hem de sarı mayo için 3 km kala tek başına atağına başladı. Böylelikle son bölümü kendi adına bir tür zamana karşı etabına çevirdi. Yakaladığı tempoyla kısa sürede ciddi fark yaratan “Panzerwagen”, sprint trenlerinin önderliğinde son bölüme oldukça hızlı giren pelotona direnmesini bildi ve bitiş çizgisini rakiplerinin üç saniye önünde geçmeyi başardı. O gün ele geçirdiği sarı mayoyu ertesi iki günde de giymeye devam etti, kıl payı kaçırdığı ilk üç günün acısını çıkarırcasına. Tony Martin’in sarı mayoya vedası da kavuşması kadar dramatik oldu: Altıncı etabın sonunda geçirdiği kaza sonucunda köprücük kemiği kırıldı ve yarışı terk etmek zorunda kaldı. Buna karşın Alman bisikletçi Tour’da yer aldığı kısıtlı zamana, hem kendisi hem de bisikletseverler adına değerli öyküler sığdırdı.

Untitled design (3)-page-001

İpek Sezer: Nguvu Kama Simba

Malliot Jaune yani sarı mayo Champs- Élysées’ye giriş yaptığına göre sahibine bir bölüm ayırmadan olmaz: 2015 Tour de France şampiyonu Chris Froome. 2013’te de olduğu gibi Tour’a hazırlık niteliğinde olan Dauphine’yi kazanıp geldi, tarihte birçok benzerini gördüğümüz gibi. 2013 deja vu’su yaşattı aslında bize Froomey, Alpleri beklemeden La Pierre Saint Martin’de domestikleri Geraint Thomas ve Richie Porte’un da adeta ortalaması %7.4 olan tırmanışa meydan okuyuşlarını izledik. Son 6 kilometreye geldiklerinde Froome atağını yaptı ve yaptığı bu atak, akşam bisiklet seyircilerini ikiye ayıracaktı. Mur de Huy yokuşunu bazılarına göre sıkıcı bazılarına göre ise Kenya günlerini hatırlatan bisiklet kontrolüyle çıktığında hem sarı mayo hem de doping iddiaları için sinyalleri vermişti. Lance Armstrong mirası bu sene de Tour de France’ın peşini bırakmadı, doping spekülasyonları etap galibiyetinin üstüne gölge düşürdü. Yarış içinde tükürenler, yarış öncesi Froome’un üstüne idrar atanlar, Porte’a yumruk atanlar, “Siz dopingcisiniz.” diye suçlayanlar Tour içinde bir gerginlik yaratsa da Sky kadrosunun özgüvenli açıklamaları ve Froome’un biyolojik pasaportunun temizliği birçoğunun yüreğine su serpmişti. Zaten bir doping davasına daha kalbimiz dayanabilir miydi ki? Sky’ın ilk iki haftadaki müthiş performansı savunma- hücum niteliğindeyken, son haftayı sadece savunmaya bıraktı. Alplerde Quintana ile arasındaki farkı maksimum düzeyde tutmaya çabaladı; çabası ilk önce 19. etapta küçük bir kırılma yaşadı ve akıllarda “Acaba?” sorusunu beraberinde getirdi. Daha sonra, dünyada tırmanış dendiğinde akla ilk gelen dağ olan Alpe d’Huez’de Quintana’nın geç gelen atağıyla Froome afallama yaşasa da bundan sonra tek yapması gereken şey hem çok yakın arkadaşı hem de süper domestiği olan Richie Porte’un tekerine tutunmaktı, sonrası Paris’e kadar uzanan şampanyalı bir günden ibaret olacaktı. İkinci Tour de France şampiyonluğunu kazanan  Froomey için bir kez daha; Nguvu kama simba yani Froome’un kökeni olan Swahili dilinde aslan kadar güçlü.

mım-page-001

 

Comments (0)

write a comment

Comment
Name E-mail Website